Sepetimde bir ülke var.
İzlanda... Birkaç gündür favori ülkem. Diğer blog'lara bakıyorum da, insanlar nerelere gidip neler tecrübe ediyorlar. Vallahi kıskanıyorum ya.
Başlıkta yazdığım gibi atlasa elimi rastgele koymadım. Her şey şöyle başladı. Başlangıç gerçekten komik.
Geçen hafta Amsterdamda ki yakın arkadaş grubumuzu eve davet etmiştik. Küçük bir home-party yani. Gelen arkadaşlardan bir tanesini Bjork'e benzettim. Gittikleri gibi şarkılarını açtım, bu garip klipleri ve kendine has sesi olan sanatçıyı. Sonrada araştırmak geldi içimden. Bir dalış ve iki gündür full time İzlanda'dayım...
Bjork, Emiliana Torrini, Sigur Ros, Gus Gus dünya çapında müzisyenleri. Ülkede yapacak bir şey olmamasından mı bu kadar müzikte başarı tesadüf olmamalı. Hepi topu küçücük bir ülke ve nüfus çok az.
Yüzüklerin efendisi, iki kule filminin bitiş müziğini hatırlarsanız, bir bohemdir. Adamı garip bir yerlere götürür. Zaten izleyenler bilir Frodo'nun filmin sonlarında Gollumla kafayı yediği sahneler boldur. İşte o müziği yine bizim İzlandalı Emiliana Torrini seslendirmiş. Aslında Bjork'e teklif edilmiş amma kendisi hamileymiş o sıralar.
Merak edenler veya hatırlamak isteyenler için,(Ortalarında Emiliana'nın solosu giriyor, ve beni adeta Mordor'a götürüyor)
Evet, İzlanda işte...Müzisyenleri başarılı...Şimdi İzlandayla ilgili hiç bir fikri olmayanlar için yani yeni başlayanlar için bir video. O kadar sevimli ki. Devletin resmi tanıtımı ancak bu kadar şirin yapılabilirdi. Bizdeki Azra Akınlı ve sound'da ise vazgeçilmez Every Way That I can'li Sertap Erener'in İzlanda versiyonu...
https://vimeo.com/12236680
Favorim sıcak suya giren çıplak çift :)
Tanıtım videosunun müziği de çok enerjik değil mi? Emiliana Torrini tabiki. Şarkının official klibi de ilgimizi çekebilir.
Gelelim ülke olarak İzlanda'ya. Keşke gezip yazabilseydim. Ama herkesin imkanları aynı olmuyor. Ama fırsat kolluyorum gitmeye.
Aklımda kalanlar,
*Ordusu yok.Ne kadar güzel değil mi? Terör yok.düşman komşular yok. Orduya ayrılacak dev bütçeler yok. Ona ayrılacak bütçeye kim bilir ne faydalı şeyler yapılıyordur.
* Balıkçılık bayağa gelişmiş. Balina eti ve köpek balığı eti yenen restoranlar var. Bizim damak zevkimize yakın olmadığı kanaatindeyim. Balina eti için kırmızı et görünümünde, balık ve pişmiş ciğer tadında deniliyor.
Koyun eti de oldukça yaygın. Kendi üreticisini korumak için neredeyse ithal et ülkeye girmiyor.
* 2009'da Eurovizyon'da ikinci olmuş. Bence o yıl birinci olmalıydı. Slow ama çok etkileyici bir şarkıydı. Solist kızcağızımızın güzelliği ise akıllara kazınmıştı. Soyu Elf'lere dayanıyor olsa gerek :)
* Elf'ler demişken halktan bir kısım Elf'lerin var olduğuna inanıyormuş. Hatta politikacılar bile oy kaygısı ile hıhı doğrudur diye kafa sallıyorlarmış. Dinlerinin kökünde Paganizm olmasına yoruyorum bunu ben. Keşke gerçekten Elf'ler var olsa. Masal gibi bişey onlar ya...
* Topraklarının bir kısmı Avrupa bir kısmı ise Amerika kıta sahanlığına aitmiş. Hatta bu ayrımın olduğu yeri turistler gezebiliyorlarmış. Düşünsenize totom Avrupada kafam Amerika'da yapabilirsiniz.hehehe
*İngilizce Iceland yani buz diyari olan bu yer aslında o kadar da soğuk değil. Okyanustan gelen Golf Stream akıntısına müteakip ılıman geçiyormuş. Ilıman kelimesini Türkiye'deki ılımanlıkla karşılaştırmamak lazım tabi. Anladığım kadarı ile t-shirt giyilen bir mevsim yok ama 4 mevsim atkı bere ile gezilmiyor.
Biraz ilerisinde Grönland var, ortaokul coğrafya dersine döndüğümüzde hatırlayacaksınız. İngilizcesi ile Greenland yani yeşillikler diyari denmesine tezat burası tam bir buz cenneti. Oysa Iceland denen Izlanda ise bir o kadar yeşilmiş. Yüzyıllar öncesinin savaş taktiği deniliyor. İsmi veren kimse akıllıymış. Gemilerle yeşillikler diyarı Greenland'i işgale gidenler bir buz yığını görünce aman Iceland'i hiç almıyım diye geri dönüyorlarmış. Savaşmadan taktikle ülke korumanın en güzel örneği bu olsa gerek.
*Gelelim Türk düşmanlığına. Ya bizi seven mi var? Kendi içimizde mezhep, dil , ırk farklılıklarını bile aşamamışız bırakın da yabancılar bizi sevmesin. Ama İzlandalıların bizi sevmemesinin bir sebebi var tabiki. Hikayesi,
Yıl 1627’dir, yani iv. murad’ın iktidar yılları. kendi memleketlerinde korsanlık resmen yasaklandığı için işsiz kalan ingiliz ve danimarkalı korsanlar cezayir’e sığınır ve müslüman olurlar. burada kendilerini ispatlama ve yönetime yaranma kaygısıyla osmanlı denizcilerinin yeterince bilmediği kuzey sahillerini ele geçirme hayallerine dalıp zaten ingiltere ve irlanda sahillerine kadar gitmiş olan “türk” denizcilerini daha da kuzeye gitmeye ikna ederler. başlarında da aslen alman olup islam’a girerek osmanlı saflarına katılan murat reis bulunmaktadır. (şu hale bakın, osmanlı değil, avrupa birliği mübarek!) o vakitler danimarka’nın toprağı olan izlanda kıyıları, işte bu sefer sırasında osmanlı sarıkları ve ezan sesiyle tanışmış, bu kuş uçmaz kervan geçmez adanın tarihinde renkli ve cıvıltılı bir sayfa açılmıştır
mustafa armağan - geri gel ey osmanlı
Yani sözde Osmanlılar İzlandayı basıp bir güzel adam kaçırmışlar. Gel zaman git zaman düşmanlıkları başlamış ve gitgide artmış bize karşı.Atalardan miras yani. Hatta kendi dillerinde adam kaçırmak gibi sözün Türklerle anılan atasözü versiyonu var. Ne güzel bir miras bizim için :)
1930'lu yıllara kadar Türk öldürmenin cezasının olmadığı yazılıyor. Sonra kaldırılmış tabiki.
* İzlanda'ya yeni anayasa lazım olmuş, yirmibeş kişilik anayasa komisyonu, taslağı yazdıkça websitelerine koyuyormuş, insanlar okusunlar fikirlerini söylesinler diye. Anlayacımız bayaa demokratik bir memleket. Hatta Face ve tweeter'a bile koyuyarlarmış.
https://vimeo.com/30581015
Yetmedi diyorsanız ve 15 dakika ayıracaksanız maceraperest bir video daha
https://vimeo.com/31158028
Kaplıcalarında yüzmek, müthiş doğasında gezmek, volkanik dağlarını görmek, fışkıran gayzerden çıkan sularının fotoğrafını çekmek, bu yazıyı okuyanlara nasip olsun. Amin diyorum ve yazımı burada noktalıyorum.

